NEUFORMA FONT #HFT002 IDENT from HypeForType on Vimeo.
Uyumalıyım...
Şimdi bulabildiğim tüm soru cümlelerini üstüste yığıp bulabildiğim en merhametli cevabın dizlerine yaslamak istiyorum başımı.Bulabildiğim en müşfik cümlenin önünde bir an olsun düşünmeksizin iyiden iyiye bitik,yorgun vücudumu yere bırakmak istiyorum.Uyumalıyım...Uzunca bir süre.Sınırların,para birimlerinin,zaman ölçümlerinin değiştiği çağlara dek...| Kraliçenin Pireleri
Biz Yine Susmayı Tercih Ettik
Ne kadar yanlış başlangıçlar ve sonların sahibiydik biz,
Bu aidiyet sebebiyle oldukça mağrur…
Her acıyı deneyim diye nitelendirdik, ufak bir teselliydi belki,
Mutluluklar ise olası idi.
Gözler anlatır dedik,
Önce onlar sustu.
Ellerimiz susmaz,
Tenimiz duymaz oldu.
Heyecanları yitirdik bir bir.
Hayallerin kelime manasını bile unutmuştuk ki cümle içinde kullanalım.
Hakikaten, bize ne olmuştu?
Şarkıların bu kadar içli yazıldığını daha yeni anlamıştık.
Teselliydi bizim için.
Eğer biri bunları yazmışsa –ki aynı acılar – bu acıyı çeken sadece biz değildik.
Yalnız değildik.
Sordular bir bir, neyiniz var diye.
Yok dedik, yok bir şey içimiz sıkılıyor sadece…
Buna da şükür dedik.
Hepsini bir bir geçiştirdik.
Ne deseydik?
İçimizdeki yangını kaç kişiyle paylaşabilirdik.
Biz yine susmayı tercih ettik.
Nefes almamaya gayret ettik.
Ettik ki içimizdeki alev harlanmasın.
Aradan günler geçti
Günlerden bir gün biz yaşamak zorunda kaldık.
Önce nefes almayla başladık.
Açıkçası yapabileceğimiz fazla bir şey yoktu.
Anladık ki biz büyüyormuşuz.
Ya da büyümeden ölüyormuşuz.
06.03.2010
PNR
Bu aidiyet sebebiyle oldukça mağrur…
Her acıyı deneyim diye nitelendirdik, ufak bir teselliydi belki,
Mutluluklar ise olası idi.
Gözler anlatır dedik,
Önce onlar sustu.
Ellerimiz susmaz,
Tenimiz duymaz oldu.
Heyecanları yitirdik bir bir.
Hayallerin kelime manasını bile unutmuştuk ki cümle içinde kullanalım.
Hakikaten, bize ne olmuştu?
Şarkıların bu kadar içli yazıldığını daha yeni anlamıştık.
Teselliydi bizim için.
Eğer biri bunları yazmışsa –ki aynı acılar – bu acıyı çeken sadece biz değildik.
Yalnız değildik.
Sordular bir bir, neyiniz var diye.
Yok dedik, yok bir şey içimiz sıkılıyor sadece…
Buna da şükür dedik.
Hepsini bir bir geçiştirdik.
Ne deseydik?
İçimizdeki yangını kaç kişiyle paylaşabilirdik.
Biz yine susmayı tercih ettik.
Nefes almamaya gayret ettik.
Ettik ki içimizdeki alev harlanmasın.
Aradan günler geçti
Günlerden bir gün biz yaşamak zorunda kaldık.
Önce nefes almayla başladık.
Açıkçası yapabileceğimiz fazla bir şey yoktu.
Anladık ki biz büyüyormuşuz.
Ya da büyümeden ölüyormuşuz.
06.03.2010
PNR
Bekle
Yazmak istediklerim aceleyle dökülürken kalemimden,
Dilim, elime inat bir koşturmaca içerisinde,
Haykırmak istedi hep içimdekileri kalemimden önce.
Sabret dedim kalemime,
Her şey bir gün tükenip gitse bile, beni bir sen bırakıp gitme.
Bekle,
Bitireyim yarım kalan şarkılarımı,
Güvenip bıraktığım yarım kalan elleri tutayım,
Aşkı aşk gibi yaşayayım,
Bekle,
Gün batımının tadını çıkarayım,
Bir gölgede seninle baş başa kalayım,
Bekle,
Daha demlenecek ne çok kelimem, cümlem, öznem var,
Bekle,
Daha çok yolumuz var seninle…
Dilim, elime inat bir koşturmaca içerisinde,
Haykırmak istedi hep içimdekileri kalemimden önce.
Sabret dedim kalemime,
Her şey bir gün tükenip gitse bile, beni bir sen bırakıp gitme.
Bekle,
Bitireyim yarım kalan şarkılarımı,
Güvenip bıraktığım yarım kalan elleri tutayım,
Aşkı aşk gibi yaşayayım,
Bekle,
Gün batımının tadını çıkarayım,
Bir gölgede seninle baş başa kalayım,
Bekle,
Daha demlenecek ne çok kelimem, cümlem, öznem var,
Bekle,
Daha çok yolumuz var seninle…
Koparılan Çiçekler
Ben yazdım kadere hüznü, perişanıSonu gelmez yinede bitemez ümitler
Ama yoksa bahçemin eski şanı
Sebebi koparılan çiçekler...
Pazar, Öze Dönüş, Mary & Max
Bütün haftanın yoğunluğundan şikayet ederiz tüm çalışanlar. Pazar gelmeli ve saatlerce uyunmalıdır... İşte benimki de öyle haftalardan biri. Tüm haftanın yağışına inatla açan hava beni dışarı çağırsada, direnişim dinmeyecek :)Bu pazar, Rayiha'nın uzun bir süre önce önerdiği Mary and Max'i izlemeye karar verdim.
Bir animasyon filmi insanı ağlatabilir mi? Evet!
Yapım:2009 ~ Avustralya
Tür:Animasyon, Dram, Komedi
Yönetmen:Adam Elliot
Senaryo:Adam Elliot
Yapımcı:Melanie Coombs
Görüntü Yönetmeni:Gerald Thompson
Müzik:Dale Cornelius
Filmin Websitesi:www.maryandmax.com
Süre:1 saat 20 dk
Gösterim Tarihi:09 Nisan 2009 (ABD)
Adam Elliot’ın yazdığı ve yönettiği stopmotion filmdir.
"Max 44 yaşındaki obez bir New York’ludur ve Mary de 8 yaşında patateslerden kolye yapıp satan, arkadaşsız bir avustralyalıdır. Adam Elliot, hikayenin kendi başından geçen bir mektup arkadaşlığından esinlendiğini söylemiştir.''
Mektup arkadaşlığına başlayan Mary ve Max sosyal hayatta ve duygusal dünyalarında yaşadıkları problemleri birbirleri ile paylaşmaktadırlar. Çeşitli mesajları barındıran film, oldukça başarılı... Buradan izleyebilirsiniz... İyi seyirler :)
Ayrıca web sitesine göz atmak isterseniz...
Tarrango
Club des Belugas - Tarrango (feat. Anne Schnell) | Facebook Video
Çelişkiler insanı olmak insanı yoran bir durumdur ya da birkaç karakter barındırıyorsanız derinlerde bunlardan birkaçının ölmesi gerekir bir tanesinin normal yaşamını sürdürebilmesi için. İşte bu gelgitler insanı yer bitirir.
Zaman zaman sessiz kalmalıdır insan. Hatta kendisi bile terk etmelidir kendisini. Çünkü insana kendisinden başka kim bu denli zarar verebilir?
Bazen yüksek dozda eğlence gerekebilir. Gülmekten karın ağrısı çekmek, yaşamak için iyi gelebilir…
Deli gibi çalışmak iyidir. Zaman kavramından soyutlanmak için iyi bir yöntemdir.
İş bitince karşısında sigara içmek insana haz verebilir.
Gece bazen Tarrango’yu dinlemelidir insan. İçindeki vahşeti ortaya çıkarmadan…
Gözün tavanla duvarın kesiştiği yerde takılı kalması iyidir bazen. Günlük sıçrama hareketinin ödülü dinlenmektir onun için.
Aynada yüz hatlarını incelemek, gülerken nasıl görüneceğine bakmak ve sinirliyken…
Asil yaşamak bazen… Çok lüks bir arabadan inen fiyakalı kadının güzel bacakları ve topuklu ayakkabısı ön planda gibi yaşamak… Mermer bir zeminde sertçe yürüdüğünü düşünmek gibidir bazen.
Yada kendi sefaletini seçmek. Yağmurda koşarken paçalarına çamurlu su sıçratmak... Ertesi gün ayakkabındaki kurumuş çamurları temizleyememektir bazen yaşamak…
Bazen söyleyeceklerinizi söyleyemediğiniz için içinize oturan şey iyidir. Fakat sizin onu anlamanız için zaman gerekebilir. ‘İyi ki…’ ile başlarsınız cümlenize sonunu düşünmeden ve önceki acılarınızı yaşanmamış sayarak.
Kilit nokta nefes almak. Aldığınız nefes, çektiğiniz duman dahi olsa içinde huzur varsa eşsiz değil mi?
Ya da ağlarken makyajı akmış bir kadını seyretmek, ne kadar da açık sözlü size karşı…
Ve bu kadını Tarrango eşliğinde izlemek…
Bir film tadında yaşamak, kendi filminin müziklerini seçmek ve içine muhakkak Tarrango’yu koymak…
Kitapta satırın altını çizmek… Satırın altını çizerken kendi hayatında üstü çizilenleri düşünmek…
Ve bunu yaparken Tarrango’yu dinlemek…
Pahalı kalemlere sahip olmak ve ağır cümlelere…
Bu ağır cümlelerin altında ezilmekten korkmak…
Gitmekle kalmak arasında kalmak.
Sevmek için bir bahane bulmak…
Zaman zaman sessiz kalmalıdır insan. Hatta kendisi bile terk etmelidir kendisini. Çünkü insana kendisinden başka kim bu denli zarar verebilir?
Bazen yüksek dozda eğlence gerekebilir. Gülmekten karın ağrısı çekmek, yaşamak için iyi gelebilir…
Deli gibi çalışmak iyidir. Zaman kavramından soyutlanmak için iyi bir yöntemdir.
İş bitince karşısında sigara içmek insana haz verebilir.
Gece bazen Tarrango’yu dinlemelidir insan. İçindeki vahşeti ortaya çıkarmadan…
Gözün tavanla duvarın kesiştiği yerde takılı kalması iyidir bazen. Günlük sıçrama hareketinin ödülü dinlenmektir onun için.
Aynada yüz hatlarını incelemek, gülerken nasıl görüneceğine bakmak ve sinirliyken…
Asil yaşamak bazen… Çok lüks bir arabadan inen fiyakalı kadının güzel bacakları ve topuklu ayakkabısı ön planda gibi yaşamak… Mermer bir zeminde sertçe yürüdüğünü düşünmek gibidir bazen.
Yada kendi sefaletini seçmek. Yağmurda koşarken paçalarına çamurlu su sıçratmak... Ertesi gün ayakkabındaki kurumuş çamurları temizleyememektir bazen yaşamak…
Bazen söyleyeceklerinizi söyleyemediğiniz için içinize oturan şey iyidir. Fakat sizin onu anlamanız için zaman gerekebilir. ‘İyi ki…’ ile başlarsınız cümlenize sonunu düşünmeden ve önceki acılarınızı yaşanmamış sayarak.
Kilit nokta nefes almak. Aldığınız nefes, çektiğiniz duman dahi olsa içinde huzur varsa eşsiz değil mi?
Ya da ağlarken makyajı akmış bir kadını seyretmek, ne kadar da açık sözlü size karşı…
Ve bu kadını Tarrango eşliğinde izlemek…
Bir film tadında yaşamak, kendi filminin müziklerini seçmek ve içine muhakkak Tarrango’yu koymak…
Kitapta satırın altını çizmek… Satırın altını çizerken kendi hayatında üstü çizilenleri düşünmek…
Ve bunu yaparken Tarrango’yu dinlemek…
Pahalı kalemlere sahip olmak ve ağır cümlelere…
Bu ağır cümlelerin altında ezilmekten korkmak…
Gitmekle kalmak arasında kalmak.
Sevmek için bir bahane bulmak…
Pınar Cildam
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


